Tanınmış Gürcü gazeteci ve halk adamı Jacob Gogebaşvili’nin “Abhazya’ya kim iskân ettirilecek?” başlıklı makalesi ilk olarak 1877’nin Eylül-Kasım aylarında “Tiflis Vestnik” (TV) gazetesinde Rusça olarak yayımlanmıştı (№№ 209, 210, 243, 244, 245, 246, 248, 249). Bu yazı, Abhaz halkının kendilerini iki uçurum arasında bulduğu Çarlık Rusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki savaşın (93 Harbi, 1877 – 1878) hemen ardından yazılmıştı. Bu savaşın derinliklerinde derin siyasi ve etno-demografik çelişkiler ortaya çıktı ve bu çelişkiler önce çatışmalara, ardından da Gürcistan’ın Abhazya’ya karşı yüz yılı aşkın süredir devam eden askeri eylemlerine yol açtı…
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Abhazya iskan politikası
Abhazya iskan politikası
Abhazya iskan politikası
Abhazya kolonizatörlük
Abhazya nüfusu
Abhazya nüfus değişimi
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Abhazya iskan politikası
Abhazya iskan politikası
Abhazya iskan politikası
Abhazya kolonizatörlük
Abhazya nüfusu
Abhazya nüfus değişimi
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Abhazya iskan politikası
Abhazya iskan politikası
Abhazya iskan politikası
Abhazya kolonizatörlük
Abhazya nüfusu
Abhazya nüfus değişimi
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Abhazya iskan politikası
Abhazya iskan politikası
Abhazya iskan politikası
Abhazya kolonizatörlük
Abhazya nüfusu
Abhazya nüfus değişimi
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Gürcistan’ın Abhazya’ya Karşı Yüz Yıllık Savaşı
Abhazya iskan politikası
Abhazya iskan politikası
Abhazya iskan politikası
Abhazya kolonizatörlük
Abhazya nüfusu
Abhazya nüfus değişimi
J. Gogebaşvili, Gürcülerin Abhazya’yı sömürgeleştirme programını haberleştiren ilklerden biriydi. Bu makaleyi dikkatlice okumak, neden yüz yıldan fazla bir süredir yeniden yayımlanmadığını anlamak için yeterlidir.
Materyaller ve yorumlar, tarih bilimleri uzmanı Stanislav LAKOBA tarafından yayına hazırlanmıştır.
J. GOGEBAŞVİLİ
ABHAZYA’YA KİM İSKÂN ETTİRİLECEK (YERLEŞTİRİLECEK)? *
Mevcut savaş, diğer sayısız sonuçların yanı sıra, bölgemizin harika köşelerinden birinin, tüm sakinleri tarafından terk edilmesiyle tamamen ıssızlaşması sonucunu doğurmuştur. Abhazya’dan, anavatanlarını bırakıp Osmanlı’ya göç eden halkından bahsediyoruz. Bu göç hiç şüphesiz geçici değil, geri döndürülemezdir. Abhazya, çocuklarını bir daha asla göremeyecek. Bu durum şu soruyu gündeme getiriyor: Sakinleri tarafından sonsuza kadar terk edilen bir ülkeyi kim dolduracak? İlk bakışta bu sorunun çözümü çok kolay görünmektedir. Hakikaten, doğasının muhteşem verimliliği ve nadide zenginliğiyle ünlü, yabani doğada üzümlerin inanılmaz boyutlara ulaştığı, limonların, portakalların ve hatta zeytin ağaçlarının yetiştiği bir ülkeye göçmen çekmek zor değil gibi geliyor. Ancak bir durum, ıssız kalan Abhazya’ya göçmen yerleştirmeyi son derece zorlaştırmaktadır. Bu durum doğrudan doğruya, ülkenin coğrafi yapısı ve konumu nedeniyle ortaya çıkan iklimidir.
Abhazlar uzun süre boyunca yaşadıkları ülkelerinin iklimlerine gayet uyum sağlamıştır… (TB, 1877, 27 Eylül, № 209).
Ülkemizin ve buralarda yaşayan kabilelerin özelliklerini bilerek, kimin bu bölgede yaşayamayacağına ve tam tersine kimin zararlı iklim etkilerinin kurbanı olma riski olmadan, Abhazların yerini alabileceğine karar vermek zor değil. Doğası ve iklimi itibariyle Abhazya’dan çok farklı olan ülkemiz, Abhazya’ya kolayca adapte olacak sömürgecilere sahip değil. Transkafkasya’nın büyük bir kesimi için de aynı şey söylenebilir. Suram Geçidi’nin diğer tarafında, Abhazya ile neredeyse hiçbir ortak yanı olmayan bir ülkede yaşayan Doğu Gürcüleri, Karadeniz’in doğu kıyılarındaki bataklıklardan çok hızlı bir şekilde etkilenmekte, dolayısıyla Abhazya’ya göç ettirilmeleri söz konusu bile olamaz. Görünen o ki Ermeniler, Abhazya’nın zorlu iklimine karşı mücadele etmek için daha az dayanıklılar. Bu durum, güçlü bir ticari deneyime sahip olan ve her türlü ticaret noktasına hızlıca adapte olan Ermenilerin, Karadeniz’in doğu kıyısında tutunamamasının ve bu önemli noktada ticareti diğer milletlere bırakmak zorunda kalmasının nedenini açıklamaktadır. Bu nedenle başkent basınında yer alan, terk edilmiş olan Abhazya’ya, Osmanlı’dan kaçan Ermeni ailelerin yerleştirilmesi fikrinin savunulamaz ve son derece mantıksız olduğu kabul edilmelidir. Batı Gürcistan’da yaşayanların çoğunluğu da aynı şekilde Abhazya’da kolonizatörlük rolünü gerçekleştiremez. Karadeniz’in doğu kıyısına yerleşen Raçinliler, Svanetler ve Yukarı İmeretlilerin bataklık ortamının yıkıcı etkilerine dayanamadıkları ve bataklık hummasından öldükleri defalarca görülmüştür… Öte yandan Megreller Abhazya’da kendilerini evlerindeymiş gibi hissediyorlar. Ve bu şaşırtıcı değildir. Megrelya, her bakımdan Abhazya’ya en fazla benzerlik gösteren tek bölgedir. Dolayısıyla Megrel kabilesinin bağışıklık sistemi, bataklık ortamının etkisine dayanacak şekilde adapte olmuştur.
Bu durum Sohum, Oçamçıra ve Abhazya’nın diğer noktalarında ticaretin genellikle neden Megrellerin elinde olduğunu açıklamaktadır. Sonuç olarak Megrel kabilesi Abhazya’da kolonizatörlük rolünü üstlenmek için en uygun topluluktur. Megrelya’daki zorlu koşullar ve toprak azlığı, Megrelleri ana vatanlarını terk etmeye ve para kazanmak için Transkafkasya’nın farklı bölgelerine gitmeye zorluyor, bu durum birçok Megrel için Abhazya’ya yerleşmeyi arzu edilir hale getiriyor. Bataklık hastalıklarıyla en iyi şekilde savaşabilecek bağışıklığa sahip olan Megreller, kolonizatörlük rolü için gerekli olan bütün koşulları da bir araya getiriyor. Diğer Gürcü kabileleri gibi onlar da üretken olarak çalışmaya şevk gösteriyorlar ve bu nedenle Abhazya’nın zengin doğasından fazlaca verim alıyor ve nadir doğal kaynaklarından yararlanabiliyorlar. Megrelleri, Abhazya’nın mükemmel sömürgecileri yapan bir başka özellik de, ticaret konusunda büyük bir yeteneğe sahip olmaları ve bu bakımdan tüm Gürcü kabileleri arasında bir istisna olmalarıdır. Ticaret yeteneğine yeterli derece de sahip olan Megreller, Abhazya’nın kıyı konumunun sağladığı faydalardan ticari faaliyetlerini geliştirmek için fevkalade yararlanabilirler. Son olarak, bu önemli kıyı noktasına yerleştirilirlerken dikkate alınacak olan siyasi güvenirlik konusuna gelince, Megreller, tüm Gürcü kabileleri gibi, bu konuya daha fazlasını isteyemeyecek kadar sahipler.
Kısacası, tüm kabilelerimiz ve halklarımız arasında bir tek Megreller devletimiz için, terk edilmiş olan Abhazya’yı başarılı ve kazançlı şekilde sömürgeleştirmek için gerekli nitelikleri barındırmaktadır (TV, 1877, 28 Eylül, № 210).
Abhazya’nın Megrel kabileleri ile iskân edilmesine ilişkin “Kavkaz” gazetesinin № 27 sayısında yayımlanan makalemiz itirazlara sebep olmuştur (1). Abhazya’nın, sürekli hastalıklı yaşamaya ve bağışıklıklarının bataklık ortamına uyum sağlayamayan her kabileyi yok olmaya mahkûm eden son derece kötücül iklime sahip olduğu görüş açısından hareketle, yok olma riskine girmeden ne Ermeniler ne Gürcüler ne de Rusların bu ülkeyi sömürgeleştiremeyeceğini dile getirdik. Öte yandan, Megrelya’nın bataklık arazisi ve sıtmalı ortamı gereği Megrellerin bağışıklığının sıtma enfeksiyona karşı koyabilecek özellikte olmasını, uyum sağlayabileceklerini; Megrellerin hem üretken çalışma hem de ticari girişimlerdeki yeteneklerini; Megrelya’da geçtiğimiz yıl tarımda sorunlara yol açan ekime uygun arazinin kıtlığını ve son olarak ortak vatanımıza tam bağlılıklarını ve siyasi güvenilirliklerini dikkate alarak, Abhazya’nın en yakın komşusu olan Megrellerin, sakinlerinin çoğunluğu tarafından terk edilen bu ülkeyi kolonileştirmesinin en uygun, adil ve en iyisi olduğu fikrini ifade ettik. Fikrimize karşı çıkan yazar, bu görüşü ve meseleye getirilen bu çözümü beğenmemiş, düşüncemizin pratiğe uygulanmasından korkarak, yazısında Megrellerin yaşadığı bölgedeki her türlü eksikliğin giderilebileceğini ve Megrelleri, Osmanlı’ya sürgün edilen Abhazların yerine geçmeye uygun olmayan bir kabile olarak belirtmiştir.
Megrel kabilesi, ticari yeteneğine ve elverişli vasıflarına rağmen kültürünü yeterince geliştiremediyse, bunun nedeni, yüzyıllar boyunca devam eden zor koşulların böyle bir gelişmenin önünde durmasıdır: Abhazlarla, Türklerle, İmeretlilerle, Gurialılarla, Samurzakanlarla, Raçinlerle yaşanan bin yıllık korkunç bir karışıklık ve sürekli devam eden savaşlar; en önemlisi ise, serflikten kurtulana kadar son derece olumsuz tarihsel koşulların etkisi altında oluşan ve Megrelya halkının yaşamının her türlü gelişimini engelleyen despotik yaşam sistemidir. Bilinmeli ki, serflik sistemi bu ülkede olduğu gibi hiçbir yerde ve hiçbir ülkede köylülerin, temel haklardan bu denli yoksun ve toprak sahiplerinin bu kadar fazla zulmüyle yaşanmamıştır. Megrelya hakkında güvenilir bilgilere sahip olan Chardin şöyle diyor: “Üst sınıf, tebaasının can ve mal hakkına sahiptir, onlara dilediğini yapıyor, kadınları, çocukları alıyor, satıyor ve aklına geldiği gibi kullanıyor”. Megrelya’nın hükümdarı olan Litvinov, tıpkı siyahilerin Amerikan toprak ağalarının ellerinde olduğu gibi, Megrel köylüleri temel haklardan yoksun ve ezilmesi gereken köleler olarak görmüştür. (TV, 1877, 6 Kasım, №243).
Megreller ayrıca ticari faaliyet konusunda da yeteneklidir. Fikrimize karşı çıkan yazar, Megrellerin ticari yeteneğinin görmezden gelinemeyeceği düşüncesiyle, Megrelleri küçük tüccar ve simsarlar olarak tanımlayarak bu yeteneklerini küçümsemeye çalışmıştır. Ancak yüzyıllar boyunca mülkiyet güvenliğinin ne anlama geldiğini bilmeyen, her taraftan sürekli saldırılara maruz kalan, çoğu zaman iç çatışmalara sahne olan ve yakın zamandan itibaren ancak Rus yönetimi altında huzura kavuşan bir bölge, hemen büyük ölçekli ve büyük sermaye yatırımlı bir ticarete başlayamazdı.
O (Megrelya) tüm iç ticaretini elinde tutmayı başarmış ve bu bağlamda Transkafkasya’nın tüm ticaretini ellerine alan (2) ve kendileriyle rekabeti neredeyse imkânsız hale getiren Ermenilerin ve Yahudilerin (Megrelya’da fazlasıyla Yahudi yaşamakta) sömürüsüne girmemiştir.
İç ticaretlerini güvence altına alan Megreller, ticari faaliyetlerini Megrelya’nın dışına İmeretya, Gurya, Abhazya ve kısmen Kartalinia’ya taşıyarak bu ülkeleri ticarethaneleriyle doldurmuştur. Megreller özellikle, ticarette aracılık yaptıkları için Abhazya için büyük önem taşıyordu…
Genel olarak Megreller ticarette çok fazla beceri ve cesaret gösteriyorlar. Borozdin şöyle belirtmektedir: “Ticaret, Megrel kabilesinin harika bir özelliğidir; bağ yetiştirmek için Kakheti’ye ya da dükkân işletmek için Karadeniz kıyı şeridine gitmek, gümrüğün gözü önünden kaçak mal getirmek. 1860 yılında Kerç’te sur inşaatı yapacak işçi gerekmekteydi: bu haberi alan bir Megrel girişimci çok kısa sürede 500 kadar inşaatçıyı toplamış ve onlarla birlikte bir gemiyle Kerç’e doğru yola çıkmıştır”.
Borozdin’in Megreller ile ilgili bu övgü dolu yorumunun önemini anlamak için, bu değerlendirmenin Megrelya’nın serfliğin acımasız boyunduruğu altında inlediği zamanlarda yapıldığı bilinmelidir.
Siyasi anlamda Megreller, Moskovalılar gibi Ruslardır ve bu bağlamda kendileriyle temas eden her kabileyi etkileyebilirler… Bunun çarpıcı bir kanıtı, muhalif tarafça da kabul edilen, Megrellerin etkisiyle Samurzakanların- Abhaz kabilesinin bir kolu- Megrellerle sürekli temas halinde bulunarak, sadık Rus tebaası haline gelmiş ve yurttaşlarının defalarca ayaklanmaları sırasında, kargaşayı yatıştırmak ve isyancıları bastırmak için var gücüyle hükümete destek olmuştur. (TB; 1877, 9 Kasım, № 245).
İlginizi çekebilir: 19. YÜZYILDA MURZAKAN’IN (SAMURZAKAN) SİYASİ VE ETNİK TARİHİ ÜZERİNE
Megrellerin Abhazya’nın sömürgecileri olmamasını savunan yazar, bu ülkenin, büyük bir risk olmaksızın, farklı bir iklimde yaşayan ve yapı itibariyle bataklık araziye alışık olmayan başka bir kabile tarafından iskân edilebileceği fikrini aktarmaya çalışmaktadır. Abhaz kıyılarının eskiden sıtmanın yuvası olduğunu ve korkunç hastalıklara neden olduğunu kabul ederek, son zamanlarda bu zararlı hastalıkların azaldığını iddia etmektedir.
Abhazya’ya Gürcülerin iskân ettirilmesinin büyük tehlikesinden bahsederken, sadece iki yıl içinde Abhaz kıyısının bataklık hastalıklarıyla 80 Svan polisinin yok olması örneğini verdik. (TB, 1877, 10 Kasım, № 246).
Firkimize itiraz eden yazarın, sakinleri tarafından tamamen terk edilen ve iskân edilmesi gereken Batı Abhazya’nın ikliminin daha az tehlikeli olduğuna ilişkin görüşü asılsızdır. Bu fikrini Abhazya’nın bu kesiminin dağlık olmasıyla gerekçelendirmektedir. Ancak Pitsunda bölgesinde – idari olarak Abhazya’nın batısının yarısı- dağların ve tepelerin konumu bataklığın oluşmasını engellemesi bir yana aksine tetikleyecek şekildedir. Ayrıca, burada nem oranı doğu kesimine, Oçamçıra bölgesine göre daha fazladır.
Bütün açıklananlara dayanarak, fikrimize karşı çıkan yazarın Abhazya’yı Megrellerle değil, Rusya’nın güney ve orta eyaletlerinin sakinleriyle iskân ettirilmesi fikrinin son derece düşüncesizce olduğu kanaatindeyiz. Belirtilen vilayetler özellikle iklim olmak üzere her bakımdan Abhazya’dan çok farklıdır, tehlikeli Karadeniz kıyıları için uygun sömürgecileri sağlayamaz. (TB. 1877, 12 Kasım, № 248).
Abhazya’nın ikliminin, yalnızca kendisine benzer bir ülkede yaşayan bir kabile tarafından ciddi bir zarara uğramadan tolere edilebileceği kanaatindeyiz; örneğin, bir desyatina (2.7 akreye eşdeğer Rus arazi ölçü birimi) arazinin 1.600 ruble gibi inanılmaz fiyatla değerlendirildiği Raça vilayetindeki arazi kıtlığını ve dolayısıyla halkın zor durumda olduğunu kesin olarak bilmemize rağmen Raçalıları Abhazya’ya iskân ettirme fikrini önermeye cesaret edemedik, halbuki Raça’nın, güney Rus eyaletlerine göre Abhazya ile çok daha fazla ortak noktası bulunmaktadır.
Ayrıca fikrimize karşı çıkan yazarın Abhazya’ya güney Rusya eyaletleri sakinlerinin yerleştirilmesine ilişkin fikrinin sadece son derece düşüncesiz değil, aynı zamanda tamamen gayri ciddi olduğu kanaatindeyiz. Böyle bir önlemden ancak Rusya’nın güney bölgesinin nüfus fazlalığının olması ve ihtiyaç duyulan 50 bin sömürgeciyi kolayca sağlayabilmesi durumunda ciddi olarak bahsedilebilirdi. Ancak bu bölgenin tüm Rusya gibi nüfusun fazlalık ve yoğunluğundan ziyade kıtlığıyla, azlığıyla sıkıntı çektiğini kim bilmez ki? Bu nüfus azlığı, sağlıklı iklime ve doğa zenginliğine sahip Kafkasya’da geniş alanların bugüne kadar ıssız kalması ve umutsuzca kolonileştirilmesini beklemesi gerçeğini açıklamaktadır. Abhazya’ya sınırı olan Karadeniz bölgesi uzun zamandır Rus yerleşimcilere büyük ihtiyaç duymaktadır, ancak Ruslar kendi sevgili ülkelerinde kalabalık olmadığından gelmiyorlar…
Güney eyaletlerini bırakıp Megrelya’nın nüfus yoğunluğuna baktığımızda, aşırı derecede zıt bir tabloyla karşılaşıyoruz; nüfus sayısı ile ekilebilir arazi miktarı arasındaki uçurum o kadar büyük ki köylü arazisinin tamamı dört ktsevi veya yaklaşık bir buçuk desyatinadır. Megrelya’da tarımda yaşanan sorunun tek nedeni ciddi arazi kıtlığıdır. Dolayısıyla Megrelya kolaylıkla yeterli sayıda sömürgeci sağlayabilir. On binlerce Megrel’in iskanı, ülkeyi anormal bir durumdan kurtaracak ve talihsiz olayların tekrarlanmasını önleyecektir. Bu açıdan bakıldığında Abhazya’nın Megreller tarafından kolonileştirilmesi ulusal öneme sahip bir konudur.
Böylece, Abhazya’nın başarılı bir şekilde kolonileştirilmesinin tek makul ve uygun yolunun, önerdiğimiz fikrin hayata geçirilmesi, yani arazi kıtlığı çeken Megrel köylülerinin, Abhazlar tarafından terk edilen toprakları işgal etme hakkının verilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır. Sorunun bu şekilde çözümü, hiçbir sakınca barındırmadan, sadece fayda sağlayacaktır… Hem üretim faaliyetleri hem de ticari girişimlerde bulunabilen bir kabile olarak, Abhazya’nın hem doğal zenginliklerinden hem kıyı konumu faydalarından yararlanabilecektir.
Bununla birlikte düşman istilasına karşı da zorlu bir engel teşkil edecekler. Her bakımdan Abhazya’nın en iyi kolinizatörleri olacak olan Megreller, sürgün edilen Abhazların yerini almalıdır. (TV, 1877, 13 Kasım, № 249).
Tiflis, 1877.
Savaş.
ABHAZYA’NIN GELECEKTEKİ KOLONİLEŞTİRİLMESİ KONUSUNA İLİŞKİN J. GOGEBAŞVİLİ’NİN “KAVKAZ” GAZETESİNDEKİ YAZISINA CEVAP*
“Tiflis Bülteni” (Tiflissky Vestnik”) gazetesinin № 210 sayısındaki makalesinde, Abhazya’yı terk eden nüfusun kiminle ikame edileceği konusu ele alınmıştır. Yazarın bu konudaki araştırması, “ıssız Abhazya’nın başarılı ve yararlı bir şekilde resmi kolonizasyonu için tüm kabilelerimiz ve halklarımız arasında yalnızca Megreller gerekli tüm özellikleri barındırıyor.” sonucuna götürmektedir. Yazının deyimiyle bu özellikler, Megrellerin Abhazya’nın iklimiyle hemen hemen aynı iklime sahip olan bir ülkede yaşamaları ve dolayısıyla Abhazya’nun iklime uyum sağlayabilmesi; Megrellerin çalışma sevgisi ve yeteneği, sömürgeci yetenekleri ve son olarak siyasi güvenilirlikleridir. Makalenin yazarına göre Megrellerin yerleşmesi ile birlikte Abhazya’nın kültürel konumu hızla gelişecek, muazzam doğal zenginlikleri verimsiz bir şekilde israf edilmeyecek, satılıp kullanılacaktır: “Abhazya’nın verimli topraklarında, onlar (Megreller) tarımı büyük ölçüde geliştirebilirler, zengin ormanların bolluğu sayesinde ormancılıkla uğraşabilirler ve şarap üretimi yapabilirler”.
Sorun sadece Abhazya’ya herhangi birilerini iskân ettirmek ise, yazara itiraz etmeyiz, çünkü Megrelya’nın kolaylıkla gerekli sayıda yerleşimci sağlayabileceğinden eminiz. Ancak yerleşimcilerin niteliğinin niceliklerine uyup uymayacağı tamamen farklı bir sorudur ve öyle geliyor ki makalenin yazarı bu soruna yanlış yaklaşım göstermektedir.
Yurtlarındaki arazi sıkıntısı nedeniyle Sohum bölgesine göç eden binlerce Megrelli, en verimli arazileri neredeyse on beş yıldır ve en önemlisi bedelsiz olarak işgal etmelerine rağmen düzenlerini kuramadılar ve savaş koşullarındaki Abhazların ekonomisinden, Megrellerin ekonomisinin hiçbir farkı yoktu. Megrellerin Abhazya’ya getirdiği tek şey, ormanları amaçsızca yok etme tutkusuydu; bu tutku sayesinde Abhazya’nın en iyi ormanları – Koceli, Gudav, Reka ve Dranda ormanları neredeyse yok edilmiştir.
Makalenin yazarı, kendi deyimiyle Megreller hariç her türlü milletten yerleşimcinin Abhazya’nın iklim koşulları nedeniyle ölümünün kaçınılmaz olduğu kadar zararlı göstererek de yanılmaktadır.
Sadece Tiflis makalesinin yazarı değil, aynı zamanda pek çok kişi Abhazya’nın iklimini otuzlu ve kırklı yılların efsanelerine göre değerlendirmektedir. Yakında Sohum’da bulunan revirler ve hastanelerin raporlarından Sohum’un ikliminin iyi yönde nasıl değiştiğini en doğru şekilde kanıtlayacak bazı sayısal verileri sunabileceğimizi umuyoruz; şimdilik, Sohum’da yaşayan herkesin teyit edeceğini umduğumuz gerçeği, Abhazya’da yaşayan Megrellerin de diğerleriyle aynı oranda sıtmaya maruz kaldıklarını belirtmek istiyoruz. Megrel işçilerinin ülkelerindeki doğa itibariyle önemli ölçüde bitkin düşen bağışıklıkları, onları hastalığa karşı direnç göstermekte diğerlerinden daha çelimsiz hale getiriyor ve bu nedenle önemli bir kısmı Temmuz ve Ağustos aylarında yurtlarına gidiyorlardı.
Makalenin yazarına göre Megreller ticarette yetenekliler. Ticaret, küçük simsarlık ve yasa dışı yollardan para sağlama yeteneği olarak algılanıyor ise, yazarın görüşü doğrudur; bu konuda Megreller Yahudilerle yarışabilecek seviyededir. Ancak hükümetin böyle bir unsuru kıyı nüfusuna dâhil ederek fayda sağlayacağını ve Megrelleri, Sohum bölgesinin geri kalan nüfusunu Yahudi sömürüsüne teslim edebileceğini düşünmüyoruz. Megrellerin ticaret konusundaki yetersizliği, Megrelya ve Abhazya’nın doğal zenginliğine rağmen bu bölgelerin tüm dış ticaretinin Ermeni ve Rumların elinde olmasıyla kanıtlanmaktadır. Bouziants kardeşler, Serkesiants, Yaralon kardeşler, Avgerino kardeşler, Metaksa kardeşler, Persopoulos bütün kıyı ticaretini ellerinde tutuyorlardı; yerel lehçeleri bilen Megreller, yalnızca tüccarlar ile yerliler arasında aracı olarak hizmet ediyorlardı.
Megrellerin siyasi güvenilirliği konusunun şu anda zamansız olması nedeniyle bir kenara bırakırsak, yukarıda açıklananlara dayanarak, ancak Abhazya’nın ve Megrellerin mevcut durumunu bilmeyenlerin, sürgün edilen Abhazların yerine Megrellerin ikame edebileceğini söyleyebileceği sonucuna varıyoruz.
Abhazya’nın çalışkan ve girişimci yerleşimcilere ihtiyacı var, ancak doğal zenginliklerini yok edeceklere değil, bunları makul şekilde işletebilecek yerleşimcilere ihtiyacı var. – Megreller bunu kesinlikle beceremezler. Abhazya’nın, hükümete kayıtsız şartsız sadık ve faal, bağımsızlığını savunabilecek ve yerli halkı kendileriyle birleşmeye zorlayacak şekilde etkileyebilecek yerleşimcilere ihtiyacı var; Megrellerin ise köleleştirilme olasılığı daha yüksektir.
Dolayısıyla, kanaatimizce, en iyi yerleşimcileri Rusya’nın güney ve orta kesimleri sağlayabilecektir.
Makalenin yazarının, belirttiği, ancak gerçekle uyuşmayan tüm özellikleri Megrellerde nasıl tespit ettiğini anlamıyoruz ve Karadeniz kıyımızın hızlı bir şekilde yararlı ve güvenilir bir nüfusla iskân edilmesi gerektiğine samimiyetle inanmışken, Megreller hakkında bilgi veren kişiler tarafından yanıltıldığını düşünüyoruz. Abhazya’nın gelişmiş, güvenilir yerleşimcilerle iskân edilmesi gerektiği fikrine katılıyoruz, ancak çok iyi tanıdığımız Megrellerin bu amaca hiçbir şekilde uygun olmadığını biliyoruz. (Kafkas, 1877, 15 Ekim, № 207).
S. LAKOBA.
ABHAZYA NASIL İSKÂN EDİLDİ?
19. yüzyılın ikinci yarısına kadar Abhazya’nın neredeyse tamamı yerli Abhaz nüfusundan oluşmaktaydı. Rus-Kafkas savaşının sona ermesiyle (Mayıs 1864) ve özerk Abhaz Prensliğinin tasfiye edilmesiyle (Haziran 1864), dağlıların ana vatanlarından Osmanlı’ya kitlesel göçü oldukça artmıştır. Göç zoraki idi, göçü hem Ruslar hem de Türk yetkilileri ateşliyor ve teşvik ediyordu. Abhazlar tarihlerinin bu dönemini “Muhacirlik” (“sürgün” anlamında) olarak tanımlıyorlar. Abhazların en büyük sürgünleri, Kuzey-Batı, Orta Abhazya sakinlerinin 1866-1867 ve 1877-1878‘deki halk ayaklanmalarından sonra meydana gelmiştir. Abhaz Muhacirlerinin 500 bine yakın torunu şu anda Türkiye, Suriye, Ürdün, Yunanistan, Avustralya, Almanya, ABD, İngiltere, Hollanda, Fransa ve diğer ülkelerde yaşıyor ve Abhaz diasporasını oluşturuyor.
Abhazların zoraki göçünden sonra bölgenin yarısı boşalmıştır. 1860’ların ortalarından itibaren ülkeye göçmen akın etmiş ve bunun sonucunda Abhazya çok hızlı bir şekilde etnik açıdan kozmopolit bir ülkeye dönüşmüştür. Rumlar, Ermeniler, Ruslar, Bulgarlar, Estonyalılar, Almanlar, ancak en fazla Gürcüler (çoğunlukla Megreller) Abhazya’da köylerini kurmuştur.
1860’ların sonu ve 70’lerin başında Gürcü gazetelerinin sayfalarında Gürcü aydınlarının önde gelen temsilcilerinin, Gürcü halkını, sürgün sonucunda ıssızlaşan Abhazya topraklarını kalkındırmaya çağrıda bulundukları makaleler yer almaya başlamıştır. Bu yayınlarda açıkça, Abhazya’nın komşusu olarak yalnızca Gürcü-Megrellerin Abhazya topraklarını kolonileştirme hakkına sahip olduğunu belirtilmekteydi.
1878 yılında G. Tsereteli şöyle yazmıştı: “Kafkasya’nın tamamı bizim toprağımızdır, bizim ülkemizdir… Ayağımızın bastığı yer bizim toprağımızdır ve ülkemizde olduğumuzu düşünmemiz gerekir. Çerkeslerin ülkesine yerleşsek de, Dağıstan’a yerleşsek de, her yer vatanımızdır”. Tsereteli, Gürcülere, “yabancıların: Yunanlılar, Tatarlar, Yahudiler ve diğerlerinin sülük gibi yapıştığı Karadeniz’in Kırım’a kadar tüm kıyılarını işgal etmeleri çağrısında bulunmuştur (4). Özellikle bu dönemde Gürcistan’da imparatorluk bilinci oluşmaya başlıyor ve halka Kafkasya’daki ayrıcalıklı ve özel rolü olduğu empoze ediliyordu.
Abhazya’nın Gürcü-Megreller tarafından kolonileştirilmesinden bahsedildiği ilk politik çalışma belki de Gürcü kamuoyunun önde gelen ismi ve gazeteci Jacob Gogebaşvili’nin “Abhazya’ya kim iskân ettirilecek?” başlıklı uzun bir makalesiydi. Makale, Abhaz halkının arasında sıkışıp kaldığı Rusya ile Osmanlı arasındaki savaş sırasında 1877’de Rus “Tiflis Bülteni” (TB) gazetesinde (№№ 209, 210, 243, 244, 245, 248, 249) yayımlanmıştır. Abhazların kan kaybettiği ve kitleler halinde ana vatanı terk etmek zorunda kaldığı Eylül-Kasım 1877’de, Gogebaşvili, Abhazya’nın Gürcü-Megreller tarafından kolonileştirilmesinin tüm yararlarını ve verimliliğini kanıtlayarak, aylarca gazetede makale yayımlamıştır. Bu ülkeye Ruslar, Ermeniler, Yunanlılar değil de Batı Gürcistan’dan on binlerce Megrellinin yerleştirilmesi durumunda ancak başarılı olacağı kanaatindeydi… GOGEBAŞVİLİ şöyle belirtiyordu: “Tüm Gürcü kabileleri arasında istisna olarak ticaret ve ticari girişimler konusunda büyük bir yetenek sergiliyorlar. Bu özelliğe yeterince sahip olan Megreller, ticari faaliyetlerini geliştirmek için Abhazya’nın kıyı konumundan yararlanabilirler. Son olarak, bu önemli kıyı noktasına iskân edilirlerken dikkate alınacak olan siyasi güvenirliğe gelince, Megreller, tüm Gürcü kabileleri gibi, bu özelliğe de fazlasıyla sahiplerdir. Kısacası, tüm kabilelerimiz ve halklarımız arasında bir tek Megreller, devletimiz için ıssız Abhazya’yı başarılı ve verimli bir şekilde sömürgeleştirmek için gerekli nitelikleri barındırmaktadır.” (TB, 1877, 28 Eylül, № 210).
GOGEBAŞVİLİ, makalesinin sonunda şöyle belirtmiştir: “Her bakımdan Abhazya’nın en iyi kolonizatörleri olacak olan Megreller, sürgün edilen Abhazların yerine yerleşenler olmalıdır. (TB, 1877, 13 Kasım, № 249).
1877’deki askerî harekâtlar sonucunda Abhaz nüfusunun yarıdan fazlası ana vatandan sürgün edilmiştir. Bu, Abhazya’yı vuran en güçlü sürgün dalgasıydı. Psyrtsha nehrinden Kodor nehrine kadar Abhazya tamamen ıssızlaşmıştır. Sohum ve çevre bölgeleri Abhazlar hariç herkes tarafından iskân edilmeye başlamıştır (5). “Suçlu halk” olarak adlandırılan (1877-1907 arası otuz yıl boyunca böyle kabul edilmiştir) Abhazların Sohum’da ve şehrin çevresinde (Gumista bölgesi) yaşamaları yasaklanmıştır. Böylece, Abhazların kuzey etnik grubuyla (Bzıblılar-Gudautalılar) ile güney etnik grubu (Abjuylar-Oçamçıralılar,Samurzakanlılar-Gallılar) arasında, Çarlık otoritesi tarafından kasıtlı olarak bir ayrım oluşturulmuştur. Bu yüzden Abhazlar kendi ana vatanlarında birbirlerinden kopmuş oldular.
Aynı zamanda, Abhazların ikamet etmesi yasak olan bölgeye, sömürgeci – “güvenilir” halkların temsilcileri akın etmiştir. Başlangıçta aralarında Abhazya’nın merkezine oldukça geniş erişime sahip olan ve önceleri Ruslar, Ermeniler ve Yunanlılarla birlikte Sohum çevresine yerleşen Gürcü-Megreller de vardı.
Gürcü-Megrelliler, Abhazlar dâhil olmak üzere Kafkasya halklarına karşı savaşta (1817-1864) Çarlık Rusya’sının yanında yer almaları sayesinde ayrıcalıklı bir konumdaydılar. Rus üniversitelerinde eğitim gören Tiflis aydınlarının önde gelen temsilcileri, Rus hükümetini Abhazya’da yalnızca Gürcü-Megrel kolonizasyonunun kazançlı ve başarılı olacağı konusunda sürekli olarak ikna etmeye çalışmıştır. Bu hedefe ulaşmak için, Abhazya ve topraklarının münhasır mülkiyet hakkını elde etmeye çalışarak Rusya İmparatorluğu’na olan sadık duygularını dalkavuk gibi dile getiriyorlardı. Örneğin GOGEBAŞVİLİ şöyle belirtmiştir: “Siyasi anlamda Megreller, Moskovalılar gibi Ruslardır ve bu bağlamda kendileriyle temas eden her kabileyi etkileyebilirler… (TB. 1877, 9 Kasım, № 245).
Daha sonra Gürcülerin Abhazya’yı kolonileştirme sürecini anlatan N. CANAŞİA, çarlık hükümetine sitem etmiş ve “Gürcüler bu topraklarda defalarca kan dökmüş ve cesaretleriyle Büyük Rusya’nın bayrağını yüceltmişti“, dolayısıyla daha fazlasını verebilirdi diye belirtmiştir (İveria, 1898, №51). (6)
Hiç şüphe yok ki, 19.yüzyılda Abhazya’daki Rus askeri zaferinin meyvelerinden, halen daima ikinci planda kalan küçük bir yırtıcı rolündeki bağımlı Gürcistan’ın yararlandığı söylenebilir. Kanayan Abhazya’yı ele geçirme arzusu o kadar büyüktü ki GOGEBAŞVİLİ Rus hükümetine seslenerek şu cümleyi kurmuştur: “Abhazya’nın Megreller tarafından kolonileştirilmesi ulusal öneme sahip bir konudur.” (TB, 1877, 13 Kasım, №249).
Bu güçlü bir cümleydi. Bu arada, 1937-1953’te STALİN ve BERİA tarafından Batı Gürcistan’dan on binlerce köylüyü Abhazya’ya yerleştirme sırasında, bu “olay” da resmî olarak ulusal öneme sahip bir mesele olarak tanımlanmıştı. Görünüşe göre J. GOGEBAŞVİLİ’nin politik makalesinin özellikle Beria’nın döneminde, 1952’de Gürcüce olarak yayınlanması tesadüf değildi. (7)
İlginizi çekebilir: Abhazya’ya Uygulanan Zorunlu Göç ve İskan Politikaları
1870-80’lerde birçok Gürcü gazetesinin- “Droeba”, “İveria”, “Moambe”, “Kvali”, “Shroma” (8) vb. Abhazya’da Gürcü kolonizasyonunun başladığı hakkında bilgi verdiği belirtilmelidir, ancak Tiflisli tarihçiler ve araştırmacı bilim adamları bu konuda nedense sessiz kalmaktadır.
Bu arada, belirtilen gazetelerin yayınlarında Abhazya’da ilk toplu Gürcü-Megrel yerleşimlerinin ne zaman ortaya çıktığı açıkça ve doğru olarak anlatılmaktadır. 1877-1878 Rus-Türk savaşından ve Abhazların sürgün edilmesinden sonra oluştukları aşikârdır. Bu, J. GOGEBAŞVİLİ’nin 1877’de oldukça net bir şekilde Abhazya’ya kim iskân ettirilecek? sorusunu gündeme getirdiği makale açıkça kanıtlanmaktadır.
Zugdidi ve Senaki bölgelerinden Abhazya’ya Megrel köylülerinin yoğun olarak göç süresi o dönem başlamıştır. Sonuç itibariyle, Batı Gürcistan’dan çok sayıda köylü Abhazya’nın orta kesimine, Sohum çevresine, Merheul (1879), Besletka (1881), Akapa (1882), Kelasur ve Pşap (1883) gibi ıssızlaşan Abhaz köylerine yerleşmiştir.
Abhazya’nın etno-demografik durumunun birkaç yıl içinde nasıl değiştiğini 1886 hane nüfus sayımının istatistiksel verileri açıkça göstermektedir. O dönem Abhazya’nın (Sohum bölgesinin) nüfusu yaklaşık 69 bin kişiydi.
Bunun:
Abhaz – 58.963 kişi – yüzde 85,7;
Gürcü (çoğunlukla Megreller ve Lazlar 3.558)- 4.166 – yüzde 6;
Yunan- 2.149 kişi;
Ermeni- 1.049 kişi;
Rus- 971 kişi.
Birinci Sovyetler Birliği nüfus sayımı (1926) verilerine göre bölge nüfusunun etnik bileşiminden görüleceği üzere Abhazya’da 1870’lerin sonlarından itibaren gerçekleşen “etnik devrim” Abhazya’nın etnik yapısını çarpıcı bir şekilde değiştirmiştir.
| 1897 | 1926 | |||
| Sayı | Yüzde | Sayı | Yüzde | |
| Abhaz | 58697 | 55,3 | 55918 | 26,4 |
| Gürcü | 25875 | 24,4 | 67494 | 31,8 |
| Ermeni | 6552 | 6,2 | 30048 | 14,2 |
| Yunan | 5393 | 5,1 | 27085 | 12,8 |
| Rus | 5135 | 4,8 | 20456 | 9,6 |
| Ukraynalı | 809 | 0,7 | 4647 | 2,2 |
| Yahudi | 136 | 0,1 | 1084 | 0,5 |
| Estonyalı | 602 | 0,5 | 754 | 0,4 |
| Diğer | 2980 | 2,9 | 4547 | 2 |
Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti’nin işgali döneminde (1918-1921) Abhazya’da şovenist bir politika izlenmiş, Ermeni, Yunan ve Rus nüfus yerlerinden edilmiş, Gürcü dili dayatılmış ve Batı Gürcistan bölgelerinden Abhazya’ya insanlar göç ettirilmiştir. Abhaz halkı zulüm ve baskıya maruz kalmıştır.
Gürcülerin Abhazya’ya en yoğun göçü 1937-1953 Stalin-Beria döneminde, Abhaz köylerine yerleştirilmeleri, ayrıca 1949’da Yunanlıların Abhazya’dan sınır dışı edilmesinden sonra boşalan Yunan köylerinin Gürcüler tarafından iskân edilmesi yoluyla gerçekleşmiştir. Bu dönemde açıkça Abhazların zorla asimilasyonu yönünde bir devlet politikası uygulanmıştır. Abhazya’yı ve yerli halkı Gürcüleştirme politikası, Abhaz okullarının kapatılması, Gürcü dilinin zorunlu olarak öğretilmesi, Abhaz yazılarının Gürcü yazı temeline dönüştürülmesi, orijinal toponimik isimlerin değiştirilmesi vb. şeklinde kendini göstermiştir. Abhaz aydınları sürekli baskıya maruz kalmış, yetenekli gençler öldürülmüştür. Tüm bu faktörlerin sonucunda, mekanik büyüme sayesinde Gürcü nüfusunun sayısı sürekli artmış ve 1989’da yüzde 45’in üzerine çıkarken, Abhazların payı ise yüzde 18’i geçememiştir.
1988’in sonundan itibaren Gürcüleştirme ve Abhazlara yönelik baskının yeni dalgası büyümüştür. 1990’da Gürcistan’dan Abhazya’ya yeni bir göçmen akını yönelmiştir. Bu planlı demografik saldırının amacı, ülkede yaşayan Rusların, Yunanlıların, Ermenilerin ve diğer halkların geri akımı nedeniyle Abhazya’daki Gürcü nüfusunun mutlak sayısal üstünlüğünün yaratılmasıydı.
Abhazya’da son 100 yılda (9) etnografik durumun üç ana nüfus grubu arasında değişimi aşağıdaki tabloda görülmektedir:
| 1886 | 1897 | 1926 | 1939 | 1959 | 1970 | 1979 | 1989 | |
| Abhaz | 58963 | 58697 | 55918 | 56197 | 61193 | 77276 | 83097 | 93267 |
| Gürcü | 4166 | 25875 | 67494 | 91967 | 158221 | 199595 | 213322 | 239872 |
| Rus | 971 | 5135 | 20456 | 60201 | 86715 | 92889 | 79730 | 74913 |
Gürcü akademisyen G. CİBLADZE şöyle belirtmişti: “J. GOGEBAŞVİLİ, özellikle 1877’de yayımlanan “Abhazya’ya kim iskân ettirilecek?” makalesinde yapılan bazı hatalar dışında, Abhaz halkı ile ilgili konularda prensip olarak doğru yaklaşım sergilemiştir”. (10)
Örneğin “Bunebis Kari” (“Doğanın Anahtarı”, 1858) adlı makalesinde Abhazların bağımsız bir halk olduğunun ve “büyük bir halktan azınlığa dönüştüğünün, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduklarının” altını çizmiştir. (11)
1877’deki “Abhazya’ya kim iskân ettirilecek?” makalesinde GOGEBAŞVİLİ’nin, ülkenin tek yerli halkı olarak Abhazların kadim kökeni konusunda en ufak bir şüphesi yoktur. Şöyle yazıyordu: “… Abhazlar yüzyıllar boyunca ülkelerinin iklimlerine gayet uyum sağlamıştır (TB, 1877, 27 Eylül, № 209).“
GOGEBAŞVİLİ, Abhazya ve Megrelya’yı komşu ülkeler olarak tanımlıyor, doğudaki Gürcüler hakkında ise “Abhazya ile neredeyse hiçbir ortak noktası bulunmayan bir ülkede” yaşadıklarını belirtiyor. Abhazya ve Abhazları Batı Gürcistan’ın sakinleri olarak değerlendirmiyor.” (TB, 1877, 28 Eylül, № 210).
Ve özellikle “Samurzakanların Abhaz kabilesinin bir kolu olduğunu” vurguluyor (TB, 1877, 9 Kasım, № 245).
Genel olarak 19. yy. Gürcü kaynaklarında Abhazya’nın, Abhazya ve Abhazların ülkesi olarak tanımlandığı belirtilmelidir. 1883’te Gürcü halk figürü A. CUGELİ şöyle kaydetmişti: “Bölgenin adından da anlaşılacağı gibi Abhazya, Abhazlara aitti ve aittir… Bu ülke son savaşta (1877- 1878) tamamen ıssızlaşmıştır. 5-6 yıl içerisinde Abhazya’ya Yunanlılar, Ruslar, Bulgarlar, Almanlar, Megreller, İmeretliler, Ermeniler vb. akın etti” (12).
Abhazya’da ilk toplu Gürcü-Megrel yerleşimlerinin ortaya çıkmasından sonra (1879-1883), Abhazya’nın işlenmesi ve Gürcistan ile birleşmesinin fikir babaları, toprak iddialarını haklı çıkarmak için ilk adımı atmaya çalışmıştır. 1880’lerde Abhazya’daki yoğun Gürcü kolonizasyonu temelinde, Gürcüler Abhazya’nın yerli halkı olarak ilan edilirken, Abhazların yabancı olduğuna ilişkin Gürcü tarihçi D. BAKRADZE’nin “teorisi” ilk kez dile getirilmiştir. Aynı dönemde, Gürcü din adamları Abhaz kilise cemaatlerinde, yerel Abhaz nüfusuna anlaşılmaz Gürcüce ayinlerinin ve Gürcü dilinin dayatıldığı, Abhaz soyadlarının Megrel rahipler tarafından Gürcüce yazıldığı yoğun faaliyet yürütmüştür.
1890’ların sonunda- 20. yy. başlarında Batı Gürcistan’dan gelen sayısız göçmen akışı nedeniyle Abhazlar ile Gürcü-Megreller arasındaki ilişkiler giderek daha fazla karmaşık hale gelmiştir. Karşıtlıklar 1905 devrim olayları sırasında şiddetlenmiştir. Bu dönemde yazar A. DYAÇKOV- TARASOV, D. BAKRADZE’nin Abhazların güya yabancı oldukları tezini tekrar dile getirmiştir.
1949-1951’de BERIA, Abhazları sınır dışı etme operasyonunu hazırlarken, Gürcü edebiyat eleştirmeni P. İNGOROKVA’nın Abhazların Abhazya’ya 17. yüzyılda yerleştiğini, Gürcülerin ise ebediyetten beri ülkenin yerli halkı olduğunu iddia ettiği ilk makaleleri yayımlanmıştır. Anlaşıldığı üzere, 19. yüzyılın sonlarından itibaren Gürcü bilim adamları Gürcistan’ın Abhazya’daki emperyal çıkarlarına hizmet etmiştir. Gürcüler Abhazya’ya henüz sağlam ayak basmadan, 1880’lerde, ilk toplu Gürcü-Megrel yerleşimlerinin ortaya çıkışıyla eşzamanlı olarak, D. BAKRADZE’nin ülkede Gürcülerin değil, Abhazların yabancı olduğuna ilişkin “eseri” ortaya çıkmıştır. Yaklaşık 70 yıl sonra, 1949-1951’de, Abhazya’nın Gürcü-Megrellerle iskân ettirilerek, Abhazlar azınlık hale geldiğinde, BERİA ve İNGOROKVA bilimsel ekibi, Gürcistan’ın emperyal emellerini baltalayan 60 bin Abhaz’ın sınır dışı edilmesine ideolojik bir temel sağlamak amacıyla Abhazların yabancı olduğu fikrini yeniden yeşertmeye başlamıştır.
İlginizi çekebilir: Ingorokva Teorisi
Bu bilimsel olmayan “teori”nin yeni bir yükselişe geçmesinin ve Gürcistan’ın şovenist çevreleri tarafından yeniden canlandırılmasının, Gürcistan’ın bir kez daha silahlı saldırı yoluyla Abhazya’yı ayaklar altına almaya çalıştığı 1989-1992 dönemine denk gelmesi tesadüf değildir.
Gudauta,
1993
Not
* Makale bazı küçük (önemsiz) kısaltmalarla yayınlanmıştır. – Editör.
* Makaledeki bazı kısımlar, redaksiyon sırasında daha anlamlı hale gelmesi için küçük değişikliklere uğramıştır. – Editör.
1. Adı geçen “Abhazya’nın gelecekteki kolonileştirilmesi konusu” yayını için metnin devamına bakınız- Editör.
2. Örneğin, J. Gogebaşvili’ye göre Batı Gürcistan’ın Telav, Signah, Gori şehirleri Ermeni ticaretinin merkeziydi – Editör.
* Makalenin yazarı hakkında bilinen yalnızca Rus olduğu, 12 yıl Abhazya ve Megrelya’da yaşadığı ve Kafkasya’daki yaşam koşullarını iyi bildiğidir- Editör.
3. Abhazya Tarihi, Sohum, 1991, s. 212-213.
4. Lakoba S. Abhazya’nın siyasi tarihi. Sohum, 1990, s. 39-42.
5. Abhazya Tarihi, Sohum, 1991, s. 216
6. Abhazya: Belgeler tanıklık ediyor. 1937-1953 Sohum, 1991.
7. Gogebaşvili J. Eserleri, C.1. Tiflis, 1952.
8. Abhazya Tarihi. Sohum, 1991, s. 210-217.
9. Lakoba S. Abhazya’nın siyasi tarihi, s. 97-100.
10. Cibladze G.N. Pedagoji ve metodoloji. Mektuplar. Tiflis, 1974, s. 152 (Gürcüce)
11. Bgajba H.S. Dostluğun tarihçesinden sayfalar. Tiflis, 1983, s. 57.
12. Abhazya Tarihi. Sohum, 1991, s. 215.
(Yayın yeri: Gagra, “Abhazya Aydınları” Derneği, 1993.)
(http://www.circassianworld.com sitesinden yayımlanmıştır)



